19 Kasım 2014 Çarşamba

“En çok hoşumuza giden insan kendimize benzettiğimiz insandır”



“En çok hoşumuza giden insan kendimize benzettiğimiz insandır” demis monşer Moliere
Iyi mi demis ?
Elbette iyi demis demesine...  de... ama ne kadar dogru ?
Ben bazen bana zit insanlarida severim, benim tam tersim olanlarda ilgimi çeker...Enteresan bulurum, kesfetmeye calisirim... farkli olunca ikilik doguyor, konusabiliyoruz... Yani konusup anlasma imkani var...Bazende kendimizi tamamlayici oluyor o insan... yani bir iliski zenginligi bu aslinda...heyecanda katiyor biraz biraz...
Kendimize benziyen insansa...ruh ikizimiz olabilir ama konusmaya gerek var mi? acaba?...  kendimizi aynada gorur gibi anliyabiliyoruz , kendimizi onda bulabiliyoruz, ama... hangi tarafimizi buluyoruz karsi tarafta ? kayip ettigimiz benligimizi mi acaba ??? yoksa surekli kafamizda bize dirdir eden kendimizi mi taniyoruz onda ??? yoksa her insan biraz narsist mi acaba ???

Iste boyle ! Ben hem bana benziyeni severim... hemde hiç alakam olmiyani, yani benzemiyeni...
Nefret ettiklerime gelince... onlar artik insanliktan cikmis olanlar, iki ayakli mahluklar, yani insanlik degerlerini yitirmis caniler...Herkes gibi yani... Yani... herkesin nefret ettigini dusunuyorum bu insan aparanslilari...

Ozlemisim hepinizi ... Tekrar aranizda bulunmaktan mutluluk duyuyorum,... 
Kimilerini aramadim sormadim diye... kirdim uzdumse bagislayin beni... ne olur...:(

Sevgi ve saygilarimla,
Tekrar Bismillah... (ama zamanim çok kisitli oluyor bilesiniz...)

20 Mart 2014 Perşembe

ROBERT DUNCAN


ROBERT DUNCAN

Orda bir köy var, uzakta
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür.

Orda bir ev var, uzakta
O ev bizim evimizdir.
Yatmasak da, kalkmasak da
O ev bizim evimizdir....

ROBERT DUNCAN, 1952 amerikan dogumlu bir ressam genelde,  model aldigi insanlar, yakin cevresi,  ailesi  arkrabasi ve dostlarindan olusuyor. Resimlerini seyrederken nostaljiye kapilmamam mümkün deyil. Nedense, kendi köyümü, çoçukluk anilarimi animsatan bu tualler, buram buram kekik kokusuyla beraber mutluluk esintileri fiskirtiyor beynimin bir yerlerinde... 




























6 Şubat 2014 Perşembe

Raoul Maucherat de Longpré



Özlemisim özlemisim iste!

Ne yapayim bu kadar dayanabildim, 
ve nihayetinde geldiiim!!!
Üstelik, demet demet çiçeklerle...


Raoul Maucherat de Longpré

 Raoul Maucherat de Longpré 1843 yilinda, aristokratik fakat yoksul bir ressam ailesinde dunyaya gelir. 12 yasindan itibaren bir fransiz firmasinda, vantilâtör üzerine boyamakla hayatini kazanmaya basliyor.  1883 Denver, Colorado'da tuallerinden bir tanesi  sergilenmistir. Kuçuk kardesi Paul 'da çiçekler uzerine uzmanlasmis bir ressamdir. Raoul zamanla tuallerinde olusturmus oldugu buketlerin her bir çiçegin ayri bir duygu dili oldugunu ifade etmistir.Misal beyaz leylaklarin temiz ve saf bir sevgiyi ifade etmesi gibi koyu  pembe leylaklar ise askin ilk hislerini temsil eder. Güllere gelince, bin bir çesit renklerine göre ve  yanindaki çiçeklere göre ayri ayri manalar tasir... Bugun bir çok ünlü müzelerde tualleri bulunmaktadir :Fleischer, Scotsdale, AZ; la forte Musée Margaret Woodbury à Rochester, NY, le Musée d'art Brockton  Brockton, MA; l'Institut Hunt , Pittsburgh , PA  ve Musée National d'Art Américain, Smithsonian Institution, Washington, DC
iyi seyirler!




















sevgiler !
              Eda.