25 Ekim 2013 Cuma

bir dokunusun inanilmaz boyutu!



Sözsüz Şiirimiz

İki ten arasına hangi söz sızar? Dokunuşun sıcağına hangi kelime dayanabilir? Gözün gördükleri arasında var mıdır dokunmanın efsunu? Dil döner mi müşfik bir okşayışın söylediklerine? Kulağa varır mı candan bir kucaklayışın şiiri? Bölüşülür mü ekmek gibi ya da su gibi yudumlanır mı iki sevgili el arasında gelip giden okyanus? İyisi mi, dokunuş, kendi şiirini kendi söylesin. Bir tenin yüzünde dalgalansın şefkatin doyumsuz derinliği. Bir küçük bebe avucunda çizgi çizgi anlatsın kendini okşayış. Bir candan kucaklayış sarmaş dolaş olsun her kelimeyle, lügatleri boydan boya sarsın. Bıraksınlar, her söze bulaşsın dokunuşun tadı ve tuzu, sıcağı ve serinliği. Bıraksınlar, her hece her gece dokunuşların sessizliği ile aynı yastıkta uyusun da uyanamasın. Onlar henüz hayatlarının ilk saatlerinde dokunuşun sessizliğine bulanan hecelerle konuştular. Birkaç dakika aralıkla geldiler dünyaya. Kardeştiler. Dost idiler. Eski dostlar. Dünyada ancak saatlerle ölçülen yaşlarından da eskiydi dostlukları. Ana karnından tanışıyorlardı. Yedikleri içtikleri ayrı gitmiyor, aralarından su sızmıyordu. İkizdiler. Eşittiler. Dünyaya gözlerini açtıkları gün bozulur gibi oldu eşitlikleri. Biri gürbüz ve sağlıklıydı ama diğerini biraz çelimsiz ve rahatsız buldu hekimler. Ayırdılar. İkizleri ayrı ayrı küvözlere koydular. Hekimler hastalıklı olanın iyileşmesi için ne yaptılarsa olmadı. İstedikleri gibi, istedikleri hızda iyileşmiyordu. Beklediler. Bu arada, hastane hemşirelerinden biri 'bebek odası' kurallarına karşı koydu. Hasta olanı diğerinin yanına, aynı küvöze yatırdı. Sonunda eski dostlar yine beraber olmuşlardı. Sağlam olanı, hasta kardeşinin omuzuna attı elini. Mümkün olsa kucaklayacaktı belki. Sarıp sarmalayacaktı kardeşini. Çok geçmedi. Dokunuşun cana can katan iksiri, kucaklamanın diriltici sözleri etkisini göstermeye başladı. Hasta bebeğin dolaşımı ve kalp atışları normale geldi. Vücut sıcaklığı ideal düzeylere yükseldi. Bebek iyileşti! Elinde avucunda olanın hepsini ve ancak ele avuca gelmez bir ilacı sunmuştu bebek kardeşine: Dokunuş. Yakınlığın en yalın ifadesi. Hasret derdinin merhemi, ayrılık gamının ilacı dokunuş. Bir olmanın kimyası, birlik olmanın simyası dokunuş. Dokunmak, bir İsa (as) nefesi gibi. Diriltiyor, onarıyor, keşfediyor, fısıldıyor, konuşuyor. En tanıdık sevgi sözü oluyor, en aşina yakınlık mesajı veriyor. Yakın, yalın, sokulgan ve buyurgan dokunmak. Dokunmak, güneş kadar sıcak ve kolay paylaşılır. Dokunmak, süt beyaz aydınlıklar ve bol aşklar düşürür yüreğimize. Ekmek gibi herkesin katığı. Su gibi, herkese hissettirmeden sızan, en yakınında duran. Mahrem, özel, sıcak, derin, anlatılmaz bir duygu. Duyuların en yüzeyde olanı. Bir ten teması kadar el altında. Ancak hiçbir kelimenin taşıyamayacağı kadar derinlerdedir. Hiçbir ifadenin erişemeyeceği denli suskun, sessiz ve sislidir. Gözün gördüğünden, kulağın duyduğundan ve dilin ve damağın tattığından öte bir şeydir dokunmak. Sevginin en dokunaklı işaret,Şefkatin en görünür biçimi. Tende ama tenden öte. Dokunuş, elimizde avucumuzda olanın hepsi. Sessiz şiirimiz. Sözsüz çığlığımız. Yâremiz. Yârimiz. İkiz kardeşimiz.

Yazar: A. Cem Toprak

21 Ekim 2013 Pazartesi

Degisiklerin sonucu



Hepiniz merak ediyorsunuz biliyorum! Acaba Eda, dun aksam kovadan bosalircasina yagmurun altina çikip dans etti mi? Bunu birileri gordu mu? Eda'ya deli dediler mi? diyorsunuzdur. Biliyorum! Biliyorum!...Efenim ...Nasil anlatsam...Simdi soyle oldu...blogumun yazisini bitirmistim bitirmesine fakat, buna birde resim ekliyeyim, hemen sonra gondereyim,  fazla beklersem, yazimi yayinlamaktan vazgeçerim,... Belki! diye dusundum. Yani isimi garantiye almak istedim....Ammaaa!... Elimde avucumda bu yaziyi temsil edicek bir resim olmadigi için netten aramak zorunda kaldim...Tabi haliyle bu islem biraz dusundugumden fazla zaman aldi (bir onbes dakika falan surdu) desem yalan olmaz...Tam bitirdim postumu yayinladim ve disariya çikayim derken...Birde baktim ki,..O siddetli yagan yagmurdan eser kalmamis dostlar! Yani suç benden gittiii ! Yani, sonucta Allah benim rezil olmamdan korudu diye bilirim... En azindan bu seferligine ;))
 Fakaaaat, degisiklik yapmadim mi??? yaptiiiim! yinede hayatimda bir degisiklik yaptim ki oyle bir degisiklik... Ama ayni gun deyil ! Nasil mi ? Efenim nasil anlatsam...Ertesi gunu sabah erkenden kalktim (degisik olan bu deyil, ben her sabah çok erken kalkarim zaten),ve enejim gerçekten çok dusuk ( her zaman ki halim),ve beni gun boyu bir dunya is bekliyor... Demir vitaminimi (bende surekli demir eksikligi var zaten) hemen alayim ki, biran once kendime geleyim dusuncesiyle farketmeden, vitaminleri diger haplarla beraber,  aç karna ,hepsini yutmusum. Galiba o anda haplarla beraber aklimida yutmusum ki, onbes yirmi dakika sonra bende bir mide bulantisi, bir bas donmesi, bir terleme sormayin gitsin!!! Bundan iyi degisiklik mi olur? alin size degisiklik ! Megerse zehirlenmisim... Neyse ki ucuz kurtulduk yine... yok yok "Anne Marie Jobin" hanim efendi! fikir, çok hos! çok guzel! ama degisikler bana fazla iyi gelmiyor be kardesim ;) belki daha saglikli, ve daha az yogun oldugum zamanlar! yine deniyebilirim...Belki ;)

20 Ekim 2013 Pazar




Aliskanliklarimizdan biraz uzaklasmaya ne dersiniz?


gelin bu pazarinizi farkli yasayin, daha enerjik, daha yaratici daha çoskulu ve neseli kalin. Buda nereden çikti simdi diceksiniz ! Efenim, Anne marie jobin' nin " Kendinize yakisan hayatinizi kurun" kitabinda (ben fransizcadan tercume ediyorum belki kitabim turkçe basligi farklidir  o tarafini bilemicem, belkide bu kitabin turkce ceviriside yoktur onuda hiç bilemicem... Sunmasi benden arastirmasi sizden ;) ) Eveeet bu  kitabini okurken, degerli dostlarim, beni dusunduren bazi seyler oldu ki, sizlerle paylasmak istedim. Evet efendim, aliskanliklarimiz bizi tembelestirerek enerjimizi dusurup bizi monoton bir hayata surukluyormuuuus. yani bu demek oluyorki biraz normal gunlerdeki yaptigimiz seylerden farkli deneyler uretirsek, daha enerjik ve daha çoskulu daha yaratici oluyormusuz... cevremizdekilerin bizi delirmis gozuyle bakma riskini goze alarak ne dersiniz bu pazarimizi farkli bir sekilde yasasak, hiç ummadigimiz bir sekilde aksamlasak, koltugumuza otururken ayaklarimizi yukari kaldirip basimizi asagi bosluga sallasak,seppanin uzerinde muzik esliginde dans edip sarki soylesek, yatagin uzerinde çoçuk gibi hoplasak, sarki soyluyerek arka arka yurusek, bagirarak siir okusak.... gerisinide siz uydurun arkadaslar, biraz yaratici olun iste, çoçuklasin, çosun ! mesela ben simdi uslu uslu blog yazicagima, disarida kova gibi dokulen yagmurun altna çikip, bahçede dans etsem diyorum....Diyorum demesinede yapabilicekmiyim  :S .... o cesaret var mi bende yaaa!!! bir deniyeyim bakim sonra soylerim size ;)) 

19 Ekim 2013 Cumartesi

çoçuklarimizin bayramlari


                                         

Bu sabah, daha oncede  soyledigim gibi, kucuk çoçuklarimizin bayram senligini duzenledik.  Bu sefer, ben yoktum diger okulda toplantim oldugu için malesef katilamadim, ama ön organizasyonu daha onceden duzenlemistim, zannederim talimata uyulmustur, ve çoçuklar keyif almislardir, nasil olsa pazartesi bana bir geri donusum olur...  
ogleden sonra,  genç kizlar için hazirlamis oldugumuz, haftalik din ve  kisisel gelisim sohbetlerin 3. dersiydi. On bes kizimizla basladik, her hafta rakam artarak bugun 28 kizimiza ulastik. Sanirim bu rakam haftaya dahada articak, cunki bugun iki kizimiz, bazi sebeplerden dolayi gelememisti. Umarim butun sene boyu bu sayinin altina inmeyiz. Kizlarimiz, birinci saati , hoca hanimla kuran okuyarak geciriyorlar diger saatini benimle kisisel gelisim, turk kulturu ve tarih dersi goruyorlar. Onlari aydinlatmak için, kendilerine guven saglamalari için, karinca kararinca elimizden gelen gayreti gosteriyoruz. Umarim Yuce Rabbim emeklerimizi bosa çikarmaz. Ilerki zamanlarda, hobbi olarak, tiyatro dersleride eklemeyi dusunuyorum : daha oncede bu yolu denemistim, tiyatro yaparken kizlarda inanilmaz bir degisilik gozlemlemistim, adeta kendilerine  guven geliyor daha aktif, daha esprili oluyorlar, ki buda ilerki hayatlarinda   onlari daha ozguvenli, daha basarili kilicaktir eminim. 
Bayramdan dolayi, bugunku  ders programini eglenceli hale getirmek için oyunlar duzenlenleyerek  soru-cevap yarisi yaptik.  Her yarisin bir odulu olmali tabiki. Ve birinci gelen kizimiz,  odul olarak annesi için, bir buket çiçek kazandi  ( ne bileyim aklima bu sefer boyle bir fikir geldi : boylelikle anne kizindan gurur duyup diger es dostlarinada kizinin basari oykusunu anlatabilicekti  elbette ;)...

18 Ekim 2013 Cuma





Kurban bayrami kutlamalarimiz gayet guzel geçti!

Cevremizde ilk defa , kadin kollari olarak camimize sahip cikmak için  bir dernek olusturduk. Sizlere Turkiye'de biraz belki garip gelir, fakat yurt disinda boyle degerlere sahip çikmamiz sart. Yoksa ufakda olsa, kuçukte olsa, yari yeraltida olsa, penceresizde olsa, minaresizde olsa, ezan minarelerede okutmasalarda, sefil bir yerde olsa camimizi, yani tek ibadet yerimizi, ellerinde gelse,  alicaklar ve biz muslumanlari ibadetlerimizden mahrum birakicaklar. 
Niçin mi boyle pesimist dusunuyorum? cunki bulundugumuz yerin belediye baskani malesef, hmm...ne desem... biraz anti-musluman, anti-turk desem inanin abartili olmaz. Birakin yardimi, cunki butun geliri gonullu musluman kardeslerimiz tarafindan karsilaniyor, icap edilen davetiyeye bile karsilik vermicek kadar kaba bir insandir kendileri. Halbuki diger din kurumlarina, yagudi kesimlere, hiristiyan, katoliklere  gayet lutfediyorlar...Neyseki çokta uzulmedik, bize tenezul etmiyene biz hiç tenezul etmeyiz!... Ama yinede, ben Eda, o isin pesini birakmicam ve eninde sonunda bu belediye baskanina kendimizi tanitmayi basaricam, merak etmeyin dostlar! 
      Evet kurban bayrami kutlamasi demistim, kadin kollari olarak kimimiz pilav, kimimiz, kavurmalari, kimimiz tatlilari evde hazirlayip camide mega bir orgnizasyon duzunledik. Cevremizdeki butun Musluman turk kadinlarimizi ( erkeklerimiz bayram olsada, malesef tatil vermedikleri için çalismak zorundalar, çoçuklarimiz ise okuladalar) davet ederek guzel bir topluluk olusturup, hep beraber bu nigmetleri paylasarak bayramimizi tatlandirdik. Gayet basarili bir kutlama oldu. Allah izin verirse bu hafta sonuda gençlerimize ve kuçuk çoçuklarimiza ayri bir kutlama hazirlicagiz, her ne kadar bayram geçmis olsada biz anca kutluyabildigimiz için dolayisiyla bayramlarimizi  biraz daha uzatmak zorunda kaliyoruz :) eeeh  o kadarda olsun ama deyil mi? ;) Daha nice bayramlara insallah !