17 Aralık 2014 Çarşamba

Paris sokaklarında karlı bir akşamüstü..



Sakin bir çarşambanın durgunluğu... Öğleyi ikindiye bağlıyan saniyeler
 ... İşim bitti sokaklarda yürüyorum... Yavaş adımlarla , amaçsız, acelesiz, huzurlu ve rahat.. ... Hava soğuk, yüreğimse  sıcak ...üzerimde yakaları tüğlü, yumuşak, kalın krem bir manto. Uzun ve düz ipeksi kumral saçlarım, bordo beremin kenarlarından , savrulurken yeni gökten zuhur eden,  kalın kar taneleri lapa lapa üzerime beyaz noktacık desenlerle süslercesine konmakta...Ellerimi soğuktan, korurmak için ceplerim en diplerine  sokuyorum. Dışarıda hafif esen rüzgarın serinliğini yanaklarımda hissetmekteyim. Mutluluğun verdiği güvenle içime derin bir nefes  çekmenin keyfini yaşıyorum.Vakit karardıkca , sokakta, vitrinlerin camı, bir bir ışıldarken huzur içerisinde yürümenin tadını çıkarıyorum..Bir kafemin önünden geçerken, aromalı kahve kokuları nefsimi okşar gibi hissetmekteyim sanki. Dayanamayıp içeri doğru, yavaş adımlarla süzülüyorum. Yeni fırından çıkmış kruasan kokusu,  çeşit çeşit rengarenk meyvelerle süslenmiş pastaların görüntüsü, içerinin havasını dayanılmaz sıcak ve samimi kılıyor... Bir fincan lakte kahve alıyorum yanina çikolatalı bir makaron...Ortamı güvenilir bakışlarımla gözlemledikten sonra, Köşedeki toprak rengi, kadife koltuklu masaya, geçmekte gecikmiyorum. Çantamdaki romanıımı çıkarıp, sayfalarını çevirdikce, hikayenin derinlerine  dalıııp  gidiyorum...

Ne dersiniz , bu kahveyi içerken  bana eşlik etmek istemezmissiniz ?? ...

Kızımı, arabamda beklerken yazmış olduğum bir kurgu esintisi, belkide  hayallerimden bir fragman.. Yoksa  görünürde, ne kar taneleri var, nede o sakin anları yaşıcak bir fırsat  dostlar !
Gerçeklerden uzaak bir tuzak ...  bir anlık estiii geçti, ruhumun dumanlarından işte... ;) :)
Sıcacık sevgi örtülerine bürünmeniz dileklerimle...

16 Aralık 2014 Salı

Sonuçta insanız, hepimiz farklıyız...




İnsanların umursuzluğu beni çıldırtıyor !!!
Nasıl olurda bir insan kayıtsız kalabilirir? nasıl olurda bir insan duyarsın olabilir ? Nasıl olurda bir insanın fikri olmaz ? fikri olsa bile onu açıklıcak çesareti bulamaz ?ulann sen nasıl bir insansın ???
öyle olucağına yat öl daha iyi !! hayvansal bir içgüdü bu  ! Tahamülüm kesinlikle yoktur böyle tavırsızlığa!  böyle bir dostum olucağına, bana fikrini açık açık beyan eden düşmanla dost olmayı terçık ederim. Varsın fikirlerimiz örtüşmesin ama cesur olsun! mert olsun! İster sağcı olsun,  ister solcu, ister hırıstiyan, ister yahudi, ister ateist, ister müslüman, ama yalancı ve sönük olmasın , ama riyakar olmasın ! bir rengi olsun, her ne ise kabulümdür, o onun fikridir, aynı görüşte olmak mecburşyetinde deyiliz  yeterki dürüst olalım, insan olalım !!! İşte bu ... 

12 Aralık 2014 Cuma

Ivan Slavinski

   

           Uzun zaman oldu biliyorum..Sizleri sanattan uzak bıraktım biliyorum... Aslında bende çok özledim sanat eserlerini uzun uzun seyretmeyi...
...
Ivan Slavinski 1968 , Leningrad doğumlu bir Rus ressamıdır. Sanat tarihi uzmanı olan annesi, oğlunun bu yöndeki kabiliyetini keşfedince hayretlere düşer, ve derhal babası onu bir sanat okuluna yazdırır...Ben sözü daha fazla uzatmadan sizleri eserleri ile başbaşa bırakayım...

İyi seyirler !..





















11 Aralık 2014 Perşembe

Mutluyum ben umutlu


Neredeyse hafta sonuna gelmişiz...
Bense  hala başındaymışım gibiyim :  hafta içi onu bunu şunu yaparım hayallerindeyim ... Bu nasıl bir işse ... Hiç birini de yapamadım  zaten  :((
Görev başında koşturmakla geçti  butün kıymetli zamanım :
Haftanın başında sanat ve resim dersime sor güç gittim. Salı günü seminerimi başarıyla tamamladım fakat çok yoruldum. Ama olsun, annelerin ilgisini çekti ya  önemli olan oydu. Hayatlarından kötü giden bir şeyleri değiştirebilirlerse ,  ne mutlu!! Çok soru soruldu. Konu ilgi gördü, buda hoşuma gitmedi deyil .., Evet yoruldum ama  iyi bir iş yapmanın vermiş olduğu tadminlik duygusu, yorgunluğumu hayli hafifleti diyebilirim...  çarşamba  günü için aynı şey söylüyemicem malesef :(... öğrencilik sıfatıma sığınarak,  kendi alıcağım dersten kaytardım .. (Hi! Hi !)  evet ama bugünde verdiğim fransızca dersinden kaçmadım bakın ... kendimi daha bir sorumlu hissettim zannederim ... Birde baktım ki, öğrencilerim benden önce gelmişler,  sınıfın ışığını da açmadan beni bekliyorlarmış  ...Geçen hafta hastayım bahanesiyle yerime başka birini göndermiştim. Bu hafta da gelmiçem diye korkmuşlar yazııık...:) Normalinde ben onlardan önce gelirim hep derse, bugün tam dakik oldu ... İyide  oldu ...
Yinede çok  yorucuydu diyebilirim. Ders verirken  kendimi tamamen kaptırıyorum sanıyorum : sesim falan  gitmiş , boğazım kurumuş, halsiz ve bitgin  bir şekilde eve zar zor gelebildim. Saniyede mutfağa saldırdım... Ne yapayım yahu vucut istiyor işte :)) bizim rıhtım duymasın ! ;)   Nerede kalmıştık ...hanımlar çok menmun kaldıklarını söylediler. Artık hepsi fransızca saat sorup cevap vermesini öğrendiler . Öyle demeyin fransızca saatleri söylemek o kadar kolay bır mesele deyil....  Artık biliyorlar ... Ne mutlu,! O emeğime de değdi diyebilirim ...İnşallah haftaya unutmazlar ... Neyse işte böyle ne doğru dürüst okuma fırsatı yakalıyabildim, bloglardan hariç ( bu hafta tek hobim blogları okumak oldu bol bol yorum yaptım  ;)  ama blog yazma fırsatını bulamamıştım bu akşama kadar ) , nede gezip tozabildim... Sinema, restoran desen  yakınından bile geçemiyorum bu günlerde .. :((((( ama yinede mutluyum ben umutlu ;) :)

9 Aralık 2014 Salı

Ne olur üç gün daha !!!



Hastalık bitti!! artık kaçacak yerim kalmadı, her ne kadar hala tek tük öksürsemde hala, sorumluklara devam! Bütün hafta elimden geldikce her faliyetten köşe bucak kaçmaya çalıştım, ama yine buluyor bir şeyler beni... Bu hafta babamlar iki defa aradılar kızım hastaysan gelelim bir yardımımız dokunur falan  diye :-ama babacım o kadar kötü  deyilim,ben idare ederim her şeyi, gerek yok diyerek atlattım adamcağızı... Ne yapayım ama.... şimdi güya bana yardım etmek için gelicekler, o nerede bu nerede diye annem sağı solu altüst edicek, güya faydalı olma adına gerek olmuyan işleride yapmaya kalkıcak, zaten oda bıkkın yorgun  bir kadın, eh bu sefer onu öyle görünce bende dayanamıcam ona yardım etmek isticem, yardım etmekle kalmıcam sanki onlar misafirmiş gibi birde onları ağırlamaya çalışıcam..Oohoo!!! Boşveeer Eda dedim kendi kendime ben ağır ağır her işimide yaparım,  hatta işim olmuyanıda yaparım ;) canım istemezse de yapmam...kime ne ? Elimden geldiği kadar anam! Yeter ki beni insanlar bir müddet rahat bıraksınlar!!!
Nede olsa annen baban, vicdan elvermiyor işte!... gene dayanamadım, tekrar aradım., sanırım onlarında canı sıkılmıştır diyerek pazar günü eve çağırdım . Tesadüf bu ya, Oğlan kardeşimde oradaymış ailesiyle birlikte, onlarda geldi derken biz otururken, kız kardeşimden telefon geldi dring! Dring! ( telefon sesi nasıl ama !!;) )
-geçmiş olsun nasıl oldun abla !
-annemler var sizde buyurun  gelin!
-aslında bizim niyetimizde oydu  zaten, sana gelicektik!
Birde baktım ki benim ev gene geniş aile yuvası haline gelmiş, çoluk çocuk bağrış çığrış, bir ahali olduk bir anda... yemek, meyve, çay kahve derken, akşam oldu , Ben artık doğru Yatağa!!!  aaatçuuuuuuuum!!!! 
Sen misin misafirden kaçan! Oh olsun sana Eda ! Aaaaaatçuuuuum !!! Yok yok ben biraz daha hastayım galiba ! Üç gün daha ! Ne olur üç güncük daha dinleneyim...aaatçuuum!!